5 Temmuz 2013 Cuma

Ahmetli Ülkü Ocaklarından Yaklaşan Ramazan Ayı Münasebetiyle Pilav Hayrı yapıldı; Başkan Burak Bozdemir’den Ramazan-ı Şerif Mesajı yayınlandı.






         Ahmetli Ülkü Ocakları, yaklaşan Ramazan-ı Şerif Ayı münasebetiyle tavuklu pilav-ayran hayrı yaptı; başkan Burak Bozdemir, Ramazan Ayı ile ilgili mesaj yayınladı.


         Ahmetli Ülkü Ocakları, yaklaşan Ramazan Ayı münasebetiyle 5 Temmuz 2013 Cuma günü, Cuma Namazı öncesinde belediye önünde tavuklu pilav-ayran hayrında bulundu. Ahmetli Ülkü Ocakları Başkanı Burak Bozdemir, konuyla ilgili şunları söyledi: “Onbir ayın sultanı, biz Müslümanların da sevinçle karşıladığımız, Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif ayının yaklaşması nedeniyle  Ahmetli Ülkü Ocakları olarak, vatandaşlarımıza pilav hayrı yapıyoruz. Allah şimdiden kabul etsin.” Dedi. Pilav hayrına M.H.P İlçe Başkanı Orhan Karabina, M.H.P’li Belediye Meclis Üyesi Necdet Koldanca, M.H.P Belediye Başkan Adayı Ömer Zengin, M.H.P İlçe Sekreteri Mustafa Turhan, Ahmetli Ülkü Ocakları Başkanı Burak Bozdemir’in yanı sıra, Ülkü Ocakları yöneticileri ve  kalabalık vatandaş topluluğu katıldı. 

         Ahmetli Ülkü Ocakları Başkanı Burak Bozdemir, yaklaşan Ramazan Ayı münasebetiyle bir de mesaj  yayınladı. 
        
         “Onbir ayın sultanı, biz Müslümanların da sevinçle karşıladığı, Rahmet ve bereket ayı olan Ramazan-ı Şerif ayında Müslüman Türk Milleti’nin birlik ve beraberliğe daha çok ihtiyacı olduğundan, birbirimize daha çok sarılmamızı ve bin yıllık kardeşliğimizin bozulmasına fırsat vermeden dış mihrakların oyununu bozarak bu mübarek Ramazan ayının öncelikle Türk  İslam Âlemine ve Ahmetlili  hemşerilerimize hayırlara vesile olmasını yüce Allah’tan niyaz ediyorum.” Dedi.




































Devamını oku...

4 Temmuz 2013 Perşembe

SIRA GELDİ AFFA



KÖŞE YAZILARI / 2013-07-04 09:58:19
            Şifreyi İmralı canisi BDP milletvekilleri ile yaptığı görüşme vermişti. Bebek katili hiçbir şeyi kendinden uydurmamış. AKP ile aylarca, hatta yıllarca süren görüşmelerinde vardıkları uzlaşmayı ilk görüşmede BDP milletvekillerine anlatmıştı. Bugün o görüşmenin tutanaklarında her ne varsa, tamamı adım adım hayata geçirilmektedir.
           Tutanakların ortaya saçılmasından sonra bunun bir yol haritası olduğunu, başka türlü caninin bu kadar ileri gidemeyeceğini söylemiştik. Keşke yanılsaydık, ama gelişmeler yaptığımız bütün tespitlerin ne kadar haklı, ne kadar doğru olduğunu ispatladığı gibi AKP'nin nereden gelip nereye gittiğini de bir defa daha kesin şekilde ortaya çıkarmıştır.
                                               TESADÜF YOK
             O tutanaklarda bebek katili AKP ile kurduğu kumpasın ülkeyi ne hale getireceğini şu pişkin sözlerle ifade etmişti: "Bir rejim değişikliği olacak. Tanzimat, Meşrutiyet, Cumhuriyet, 1950 çok partili hayata geçişten çok daha önemli, bu hepsinden daha derinlikli olacak. Başarılı olursak yepyeni bir Cumhuriyete... Anadolu ve Mezopotamya'nın tam demokratikleşmesi, hazırlığım bu yönde."BDP'nin Diyarbakır'da yaptığı konferansı ve sonuç bildirisini alın bu sözlerin yanına koyun. Nasıl da birbirini tamamladığını ibretle göreceksiniz. Sonra da AKP'nin yaptıklarını düşünün. Onlar da yepyeni bir Cumhuriyetten, yepyeni bir yapılanmadan söz ediyorlar. Övünerek bunu hayata geçirdiklerini anlatıyorlar. Hiçbir yerde tesadüf yok.
                                           TEHDİT ETMİŞTİ
         Bebek katilinin o tutanaklarda bir de tehdidi vardı. "Benimle oynanmayacağını özellikle AKP'ye anlatmalısınız. AKP'lilerle konuşun anlatın. Siz meclistesiniz. Size görev düşüyor. AKP'yi 10 yıldır ayakta tutan benim. Derhal bu söylemi terk etmesi lazım. Biz AKP'yi çıkartan gücüz." Aradan aylar geçmiş olmasına rağmen her hangi bir AKP'liden bu sözlere en küçük bir itiraz gelmediği gibi, tehdidin işe yaradığını içimiz sızlayarak görüyoruz. Özellikle 63 aklı karışığın verdiği rapor tam da İmralı canisinin istediği gibidir ve AKP bunları dikkate almış ve gereğini yapmıştır. Ayrıntılarını zaten bu köşeye taşıdığımız için, şimdilik bu kadarla yetiniyoruz.
                                         AKP GEREĞİNİ YAPTI
         Bebek katili sonrası için, "Ne ev hapsi, ne de af, bunlara gerek kalmayacak. Herkes, hepimiz özgür olacağız. Başarılı olursam ne KCK tutuklusu kalır, ne başkası. Komisyonlar kurulacak. Hakikat komisyonu da kurulacak. Akil adamlar denetimde olacak. Çekilme o zaman olacak. Köylere geri dönüş olacak." Demişti. Her hangi bir yorum yapmaya bile gerek kalmıyor. KCK tutuklusu neredeyse kalmadı. Kalanlar için de formül üretiliyor. Hakikat komisyonu AKP'nin oylarıyla mecliste kuruldu. Akil adamlar rezilliğinin nasıl başladığını ve hangi boyutlara ulaştığını ibretle gördük. Çekilme ve köylere dönüş oyunu da tamamlandığına göre, geriye kalıyor, "Ne ev hapsi, ne de af, bunlara gerek kalmayacak. Herkes, hepimiz özgür olacağız." Kısmı. İşte şimdi tam da o aşamadalar.
                                         HÜKÜMET SİNEYE ÇEKİYOR
         Karşılıklı paslaşarak İmralı katilini dışarı çıkmanın hazırlığını yapmaktadırlar. Bütün mesele bunu Türk milletine nasıl hazmettireceklerindedir. Bu noktada herkes üzerine düşen rolü oynuyor. PKK Cizre rezillikleri ve Lice'de karakola saldırıyor. Siyasi sözcüleri de hazırlanan bu zemin üzerinden, "İmralı canisi olmadan, kontrolü biz sağlayamıyoruz" diyor. Hükümet üzerinde baskı oluşturmak için mitingler düzenliyor. O mitinglerde önlerine gelen her şeyi yakıp yıkıyorlar. Gezi parkı eylemcileri üzerinden günlerce konuşan sayın başbakan, bu konuda tek bir laf bile etmiyor.  Tam da bu sırada bebek katili devreye giriyor. Adada yaşamanın sağlığını olumsuz etkilediğini söylüyor ve ekliyor: "Dört duvar arasındayım, bu şekilde süreç fazla ilerlemez."  Bu iki yönlü bir ahlaksızlıktır. Birinci yönü hazmettirme oyunudur. İkinci yönü ise hükümete verilen gözdağıdır. Ve ne yazık ki, hükümet bunu da sineye çekmiştir. Başbakan, "daha birinci aşamanın başındayız. Çekilme henüz yüzde 15 seviyelerinde" diyecek oldu, "katliam yapmıyoruz, bu size yetmez mi, daha fazlasını istemeyin ve ikinci aşamaya geçin" karşılığı geldi. İkinci aşamadan kastedilenin bebek katilinin serbest bırakılması olduğu artık herkesin malumudur.
                                      GERÇEKTEN HİKAYEYMİŞ
         Bu tehditler ve dayatmaların sonuç verdiğini ibretle görüyoruz. Sayın başbakan grup toplantısında,  "mesele ne karakol, ne kalekol yapımıdır. Bunların hepsi hikaye" derken, AKP'nin bakanları BDP'lilerle buluşmuş ve yol haritasının neresinde olduklarını ve bundan sonra neler yapacaklarını değerlendirmişlerdir. Tam da sayın başbakanın söylediği gibi Lice ve Cizre rezilliklerinin İmralı canisinin serbest kalması için yazılmış bir hikaye olduğu ortaya çıktı. Yine İmralı canisinin açıklamalarına bakılırsa, yattığı yeri kamp yerine dönüştürmek, her türlü konforunu sağlamak yetmemiştir. Daha önce söyledikleri gibi birinci aşamada ada dışında bir yere ev hapsine çıkarılacağı, sonrasında da serbest bırakılacağı anlaşılıyor. Yaklaşık bir yıl önce, bir AKP'li bakan, kendisine sorulan soruya, "caninin affı şimdilik gündemimizde yok" cevabı vermişti. Şimdi sırası geldi. Ancak, Türk milletinin daha son sözünü söylemediğini unutuyorlar.



Devamını oku...

3 Temmuz 2013 Çarşamba

MORDOĞAN MÜESSER AKTAŞ ETNOĞRAFYA VE TARİH EVİ


Orhan KARABİNA
Fotoğraflar:Kösedereli Mehmet Karadayı
30 Haziran 2013 Pazar

         Ülkemizin çeşitli yerlerinde Kültür Ve Turizm Bakanlığına bağlı müzeler olduğu gibi; belediyelerin, köy muhtarlıklarının ve şahısların açtığı “Etnoğrafya Müzeleri-Tarih Evleri” mevcuttur.

          Geçtiğimiz hafta sonu ziyaret amaçlı gittiğimiz Karaburun’da Mordoğan Beldesi’nde(Eski Mordoğan) yörenin kültür ve yaşayışını tanıtmak amacıyla Müesser Aktaş isimli bir hanımefendinin kendi adıyla açtığı Mordoğan Müesser Aktaş Etnoğrafya Ve Tarih Evi’ni görme, gezme fırsatı bulduk. Yörenin geçmişini; ev ve iş aletlerini, kıyafetlerini yansıtan eşyaların bir bölümü 50-60 yaşın üstündeki insanların yabancısı olmadıkları bu eşyalar genç neslin yörenin geçmişini tanıması bakımından önem arz etmektedir. Mordoğan yöresinin ev yaşamına ilişkin geleneksel el sanatları ile bezenmiş ev eşyaları, giysiler ve geçmiş günlük hayatı yansıtan eşyalar, eski silahlar ilgimizi çekti.

         İzmir’e 84 Km, Karaburun’a 20 Km mesafede bulunan Etnoğrafya ve Yaz Evi, eski ve yıkılacak durumdaki eski ilkokulun onarılarak yapılması, okul tabelasının da korunarak yerinde durması ayrı bir anlam ifade etmektedir.

         Müesser Aktaş Etnoğrafya Ve Tarih Evi’nin bahçesinde, Kahvaltı, Gözleme, Ayran, Çay, Kahve, Meşrubat ve Yöresel Ürünlerinin  Satışının yapıldığı “Çamların Altında Müze Cafe” açılmış; Etnoğrafya Ve Tarih Evi Bahçesinde 6 Temmuz Cumartesi günü de     Yaz Eğlencesi” düzenlenmiş. Büyük uğraş ve masraflarla bu Etnoğrafya Ve Tarih Evi’ni açan Müesser Aktaş hanımefendiyi kutluyoruz.

         Ziyaret etmek ve görmekten son derece memnun olduğumuz Müesser Aktaş Etnoğrafya Ve Tarih Evi’ni, yolu Karaburun’a ve Mordoğan Beldesine(Eski Modoğan) düşen tüm dostlarımıza tavsiye ediyoruz.

         Yöremizin geçmişini yansıtan böylesi bir Etnoğrafya Ve Tarih Evi, İlçemiz Ahmetli’de de niye açılmasın ki!





























Mordoğan’ın geçmişi burada sergileniyor

 

Mordoğanlı Müesser Aktaş’ın kendi adını verdiği Etnografya ve Tarih Evi, ziyaretçi bekliyor.


İZMİR Milliyet

Beldenin geçmişiyle ilgili eşyalar, fotoğraflar ve belgeler sergileniyor. Aktaş, “Amacım, geçmişi M.Ö. 1200 yıllarına dayanan, 12 İyon kentinin merkezindeki liman kenti Mordoğan’ın mirasını gelecek nesillere taşımak” diyor. Müesser Aktaş, 2007’de Kültür Bakanlığı’nca ödüllendirilen evi, ileride müzeye dönüştürmek istediğini de dile getiriyor.

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/mordogan-in-gecmisi-burada-sergileniyor/ege/haberdetay/26.05.2009/1098899/default.htm


Müesser AKTAŞ yapmış yine yapacağını

Yıllardır Mordogan'a ve Mordoğan'lıya hizmet aşkı ile çalışan Müesser AKTAŞ yapmış yine yapacağını.
Türk Anneler Derneği İzmir şube üyeliği ve Mordoğan Şubesi Kurucu ve Onursal Başkanlığı, Cüzzam Savaş Derneği Kurucu Üyeliği, şimdi KADER olarak adlandırılan Ege Kadın Vakfı kurucu üyeliği, Atatürkçü Düşünce Derneği üyeliği ve Tüketici Hakları koruma çalışmalarında bulunduktan sonra şimdide gelecek nesillere kalıcı eserler bırakmak için sıvamış kolları.
Halen bilinen tarihi M.Ö.1200 yıllarına dayanan 12 İyon şehirlerinin üçünün tam merke-zinde liman şehri olarak bulunan(Mardavana) Mordoğan’ın ve Şeyh Bedrettin Börklüce Mustafa Destanı’nın yaşandığı yarımadanın hak ettiği ünlü geçmiş mirasının yarınki nesillere taşınması amacıyla Müesser Aktaş’ın ula-şılabilen geçmiş evsel eşyaları toplayıp biriktirerek başlatmış olduğu bu özverili çalışması; 2007 yılında Kültür Bakanlığı tarafından bir Mordoğan ve Yarımada Etnografya Müzesi Belgesi ile ödüllendirilmiştir.
Fakat nedense bir çoğumuz bu önemli yerin farkında bile değiliz. Müsser AKTAŞ'ı bu başarılı çalışmalarından ötürü kutlar sizlerinde en kısa sürede bu evi  ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.



Mordoğan'da Müze Seferberliği

Mordoğanlı Müesser Aktaş, ilçesine müze kazandırmak hayalini ailesine ait kuşaktan kuşağa aktarılan eşyaları sergileyerek hayata geçiriyor.

Mordoğanlı Müesser Aktaş, ilçesine müze kazandırmak hayalini ailesine ait kuşaktan kuşağa aktarılan eşyaları sergileyerek hayata geçiriyor.


Yıllardır Mordoğan'da müze açma hayali kuran Müesser Aktaş, Mordoğan halkıyla seferberlik kurarak bu hayalinin gerçekleşmesini sağladı. Birçok Anadolu beyliğinin ve Cenevizlilerin egemenliği altında bulunan bölgede Türk kültürünü yansıtan birçok eser bulunuyor. Aktaş, 1994 yılında Mordoğan Belediye Başkanlığı adaylığı ile kısa bir dönem siyasetle uğraştıktan sonra kendini sosyal konulara vererek, geçmiş mirasının yarınki nesillere taşınması amacıyla ulaşılabilen geçmiş ev eşyaları toplayarak bir etnografya müzesi çalışması başlattı. Geçen cumartesi günü TBMM. Eski Başkanı Köksal Toptan'ın, CHP Milletvekili Mustafa Moroğlu ve Mordoğan Belediye Başkanı ve bölge protokolünün katılımı ile gerçekleştirilen açılışta konuşan Müesser Aktaş "Bu müzeyi açarak, yorgun eşyaların mutlu olabileceği ve geleceğe taşınabileceği bir mekan oluşturduk. Bize destek olan herkese ve özellikle bu bilinçte her anımı paylaşan aileme çok teşekkür ediyorum" dedi. Ailesinin nesilden nesile aktardığı bir çok eseri açtığı etnografya müzesinde sergileyecek olan Müesser Aktaş'a, aynı zamanda Mordoğan halkı yöreye ait ellerindeki eski eserlerle destek veriyor. Özellikle Sabiha Tansuğ geçmişi yansıtan kıyafetler ile çok özel bir oda yapılmasına destek olmuş. Aynı zamanda açılış sırasında Mordoğan Halk Oyunları topluluğunun gelinbaşı olarak tanımlanan kıyafetleri Mordoğanlıların ilgi odağı oldu. Açılış sırasında Mordoğan beldesindeki halk ve yazlıkçılar çok fazla ilgi gösterdi. 1 yıllık çalışmanın ardından açılışı yapılan müzede, Türk kültürüne ait birçok eşya sergileniyor. – İZMİR

Kaynak:http://www.sondakika.com/haber/haber-mordogan-da-muze-seferberligi-3844876/

Devamını oku...